: Konuk Yazar: Irak’tan Seçim Öncesi Analizler 2: Başbakan Maliki’ye Yöneltilen Eleştiriler
Cuma, 10 Eylül 2010
Anasayfam yap
  
Sık Kullanılanlara Ekle
  
Ziyaretçi Defteri

 
Anasayfa İletişim Kunye
Kayıt Olun | Giriş Yapın

Untitled Page
Köşe Yazıları
Konuk Yazar
Irak’ta tehlike çanları - Fuat BOL
Yılmaz ÖZTUNA
Irak’tan çekilmek
Sami KOHEN
Türkiye için ne değişir?
Abülhamit BİLİCİ
Türk dünyasından sevindiren haber!
Murat YETKİN
ABD, Türkiye'ye 'Derin dalıyor'
Sami KOHEN
BM panelinden ne çıkacak?
::Tüm Köşe Yazıları::
Araştırma & Analiz
Irak’ta Seçim Sonrası Siyasal Süreç Nereye Gidiyor?

Bilgay DUMAN
Eksen Kayması Tartışması ve Türkiye-Ortadoğu İlişkileri

Veysel AYHAN
Mavi Marmara’ya Yapılan Saldırıyı Anlamak - Tarık Oğuzlu

Konuk Yazar
İsrail'in İnsani Yardım Gemilerine Saldırısı ve Beklentiler - Kürşad Turan

Konuk Yazar
Medvedev Türkiye’de: Enerjinin Gücü

Hasan KANBOLAT
Irakiye Listesi Lideri Iyad Allavi’nin ORSAM Konuşmasının Analizi

Veysel AYHAN
::Tüm Araştırma & Analizler::
Irak’tan Seçim Öncesi Analizler 2: Başbakan Maliki’ye Yöneltilen Eleştiriler
08 Şubat 2010, Pazartesi
Bu haber 870 defa okunmuştur.
2010 seçimlerine hazırlanan Irak'ta son günlere dek seçimlerin en favori ismi hiç şüphesiz 2009 vilayet seçimlerinde beklenin çok üzerinde bir başarı elde eden Başbakan Maliki olarak görülmekteydi. 2005 seçimlerinden farklı olarak tek başına seçime girmeyi ve güçlü Şii partileriyle koalisyon kurmayı kabul etmeyen Başbakan Maliki, 2009 seçimlerindekine benzer bir başarı elde etmeyi hedeflemektedir. Buna karşılık, Irak'ta görüştüğümüz birçok kesimin Maliki'nin Mart 2010 seçimlerinde aynı başarıyı göstermeyeceğini ileri sürmesi ve Başbakan'a ciddi eleştiriler yöneltmesi dikkat çekicidir. Seçim sürecinde Maliki karşıtı grupların ortak diyebileceğimiz temel eleştirilerinin başında Başbakan'ın devletin gücünü arkasına alarak rakipleri üzerinde sistematik bir baskı uyguladığı gelmektedir. Başbakan Maliki seçim sürecinde devletin kurumlarını, ekonomik gücünü ve askeri yapısını kendi otoritesini güçlendirmek ve rakiplerini sindirmek için kullandığı suçlamasıyla karşı karşıyadır. Bunların yanı sıra seçim sürecinde baskı ve ödüllendirme taktiklerine başvuran Başbakan'a diğer partilerden adam satın alma, seçime hile karıştırma ve Yüksek Seçim Kurulu'nu kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirme suçlaması da yöneltilmektedir.
  Maliki karşıtı Şii partilere göre Başbakan Maliki iktidar gücünü hükümette yer alan diğer ortaklarıyla paylaşmak yerine kendi elinde toplama çalışmıştır. Aynı eleştiriler Kürt ve Sünni partiler tarafından da dile getirilmektedir. Gücün merkezileşmesini ve tek elde toplanmasını oldukça tehlikeli bir adım olarak değerlendiren partilere göre bu durum zamanla yönetimde yeni bir Baasçılık anlayışının doğmasına yol açabilir. Tek adam olmaya çalışmakla suçlanan Başbakan Maliki'nin özellikle güvenlik güçleri üzerindeki etkisini genişletmeye çalışmakla suçlanması önemlidir. Hali hazırda bünyesinde yaklaşık 600 bin asker bulunduran Irak Ordusu'nun yanı sıra 300-400 bin arası polis gücü ile doğrudan kendisine bağlı ve özel eğitim almış yaklaşık 5 bin kişiden oluşan Özel Kuvvetler, Başbakan'ın emri altındadır. Ayrıca Sünni aşiretlerden oluşan Sahva güçlerinin de güvenlik güçleri bünyesine alınması da Maliki'nin elini güçlendirmektedir. Dolayısıyla 2010 seçimlerine hazırlanan Maliki'nin emrinde 1 milyon asker olduğuna özel olarak dikkat çekilmektedir. Başbakan Maliki'nin, ordunun "sadakat"ini sağlamak veya kendisine karşı bir darbe girişimi engelleyebilmek amacıyla polis gücüne ayrı bir önem verdiği bilinmektedir. Ağır ve yüksek teknoloji silahlarla donatılan Irak polisi, ülke sınırlarının korunmasından tartışmalı bölgelerdeki askeri faaliyetlere kadar geniş bir alanda faaliyet yürütmektedir. Başbakan Maliki karşıtı gruplara göre Maliki söz konusu askeri birimleri kendi çıkarları doğrultusunda iç siyasette de kullanmaktan çekinmemektedir. Örneğin, 2009 Vilayet seçimlerinde Sadr hareketinin en güçlü olduğu Sadr City'de polis ve ordu birlikte hareket ederek şehri tam bir abluka altına almış ve bölge halkının sandıklara gitmesini engellemiştir.  Sadr'ın sözcülerine göre söz konusu engellemelerden dolayı Sadr City'deki seçmenlerin ancak %17'si sandık başına gitmiş ve bunların da %10'u Maliki'nin adaylarına oy vermiştir. Sadr City'nin tek başına 2-2,5 milyon kişiye ev sahipliği yaptığı gözden kaçırılmamalıdır. Ayrıca Bağdat'ta Sadr'ın kuvvetli olduğu diğer yerleşim yerlerinde de güvenlik güçlerinin benzer engellemeler yaptığı ileri sürülmektedir.
Askeri ve ekonomik gücü arkasına alan Maliki'nin 2010 seçimlerine tek başına girmesi de, kendisine yönelik "diktatörlük" suçlamalarını güçlendirmiştir. Daha açık bir deyişle, Başbakan'ını devletin askeri ve ekonomik gücünü kendi amaçları için kullanmaya başlaması ve Irak'ı tek başına yönetme arzusu diğer gruplarda ciddi bir rahatsızlığın oluşmasına zemin hazırlamıştır. Ekonomik olarak ise Maliki'nin özellikle Iraklı Sünni Arap aşiretlerinin sadakati sağlamak için onlara bazı ayrıcalıklar verdiği ileri sürülmektedir. Ayrıca, seçim öncesinde petrol gelirlerinin Başbakan Maliki tarafından seçim kampanyasında aktif olarak kullanıldığı da belirtilmektedir. Maliki muhalifleri, yolsuzlukların araştırılmasına yönelik girişimlerinin de doğrudan Maliki tarafından engellendiğini ifade etmektedir.
Esasında 2003 işgalinden hemen sonra Irak Anayasası hazırlanırken Baas benzeri yeni bir merkezi otoritenin veya gücün ortaya çıkışını engellemek amacıyla, devlet yetkilerinin kurulacak kabine üyeleri ve devlet kurumları arasında bölüştürülmesi ilkesinin dikkate alındığı ifade edilmektedir.  Özellikle Saddam Hüseyin sonrası dönemde tüm grupların devlet yönetiminde söz sahibi olması, kendi çıkarlarını korumaları ve ortaya çıkabilecek sorunları diplomatik yöntemlerle çözmeleri için devlet güçünün kurumlar arasında paylaştırıldığı belirtilmektedir. Nitekim, Cumhurbaşkanlığı Konseyi'nin yapısına ve icra ettiği göreve bakıldığında bir anlamda hükümet kararlarını onaylama veya reddetme konumunda oluşturulduğu görülmektedir. Cumhurbaşkanlığı Konseyinde Cumhurbaşkanı ve Cumhurbaşkanı Yardımcılarının Şii, Sünni ve Kürtler arasında paylaştırıldığını ve her üç otoritenin de yasaları kabul etme veya reddetme noktasında eşit yetkilere ve haklara sahip olduğu görülmektedir. Ancak, Maliki karşıtı gruplar Başbakanın birçok konuda var olan yasal kurumları pas geçtiğini ve farklı gruplar arasında var olan yasal dengeleri kendi iktidarı lehine bozduğunu ileri sürmektedir. Temel eleştiri noktalarından biri de Başbakan Maliki'nin Başbakanlığa seçilmesiyle birlikte tek adamlık, merkezileşme, devlet kurumları üzerinde kontrol kurma, diğer grupların eleştirilerini dikkate almama ve muhalif grupları sindirme gelmektedir. Doğal olarak Maliki'nin tek adam olma yönünde attığı adımlar kendisine yöneltilen eleştirilerin dozajının da artmasını beraberinde getirmiştir.
Maliki'ye yöneltilen bir diğer eleştiri ise seçim sürecinde kullandığı Irak vatanseverliği temasıdır. Eleştirilerin başında özellikle İran'ın Felli petrol bölgesinde kısa süreli de olsa askeri bir denetim kurmasına karşın Maliki yönetiminin bu olayı kınayacak bir açıklama yapma konusunda dahi aciz kaldığıdır. Maliki'nin İran'ın askeri girişimlerini kınamamasının ona olan güveni azalttığı ve kendisi hakkında şüphelere yol açtığı ifade edilmektedir. Özellikle Sünni Arapların Maliki'nin bu olaydaki sessizliğini eleştirmesi dikkat çekicidir. Ayrıca, Salih Mutlak gibi Sünni adayların eski Baas Partisi üyesi olma suçlamalarıyla seçimin dışına itilme girişimlerinin de Maliki'den bağımsız olmadığı ileri sürülmektedir.   2009 Vilayet seçimleri sırasında Maliki'nin öne çıkarttığı temel vurgulardan biri de güvenlik alanında yaşanan gelişmelerdi. Güvenlik alanında sağlanan başarının da etkisiyle 2009 Ağustosunda Bağdat'taki beton blokların kaldırılmasına dönük çalışmalar bile başlamıştı. Ancak Ağustos 2009'da Maliye Bakanlığı ile Yeşil Bölge'de Dışişleri Bakanlığı yakınında gerçekleştirilen saldırılar güvenlik alanındaki zafiyetlerin yanı sıra doğrudan Maliki'nin en güçlü olduğu konuda dahi kendisine olan güvenin azalmasına yol açtı. Ağustos saldırılarından sonra eylemlerin devam etmesi ve hükümetin güvenliği sağlamada başarısız olması eleştirilerin dozajının artmasını da beraberinde getirdi. Son olarak Ocak ve Şubat 2010'da Erbain törenleri sırasında Kerbala'da gerçekleşen saldırlar da Maliki'nin güvenlik alanında sağladığı başarıların iyice gölgelenmesine yol açtı.
Sonuç olarak Irak'ta genel seçimlere bir ay kala Başbakan Maliki'ye yöneltilen eleştirilerin daha etkili biçimde ifade edilmeye başlandığı görülmektedir. 7 Mart'a doğru eleştirilerin dozajının artması ve daha sert ifadelerin gündeme gelmesi olasıdır.

Yrd.Doç.Dr. Veysel Ayhan, ORSAM Danışmanı, Abant İzzet Baysal Üniv. / Ogün Duru, ORSAM Yönetici Editörü
Yazarın Arşivi
YORUMLAR geri dön | sayfa başı
Yorumunuz :
Yorum yapabilmeniz için üye girişi yapmanız gerekmektedir.
 

Konuk Yazar
Yazarın Çok Okunan Yazıları
Kuzey Irak’ın Huku... 4762
Türkiye Kerkük'te ... 3779
Karabağ, Türkmenel... 3295
ABD’nin Irak’tan Ç... 3046
Irak'ta tek galip ... 2551
Anahtar Kelimeler
1 Aktif Ziyareti,

17503382 Hits
KerkukNET RSS FEED Copyright © 2010 ITC
eXTReMe Tracker