Biz Türkmenler, kültürel değerlerimizin bulunduğu Orta doğunun hassas bölgelerinden bir olan Irak'ın coğrafyasında asırlar boyu bütün değerlerimizle varlığımızı göstermişsiz ve göstermeye devam edeceğiz. Bu coğrafya'ya ilk bakışta Arap Topraklarının bir kara parçası gibi görünmektedir. Bu kara parçası üzerinde her şeye rağmen yıllardır varlığını gösteren, dilini, ırkını, kültürünü ve kimliğini kayıp etmeyen asil Türkmen toplumu tehlike anında ve haksızlıklara uğradığı zaman bu kara parçası uğrunda kanlar dökülür, canlar verilir, Nice gelinler yiğitlerini yitirir, gençleri şehit edilir ve nice çocuklar yetim olur. O zaman bu coğrafyanın taşı, toprağı, dağı, ırmağı başka bir anlam taşır Türkmenler için. Her asil Türkmen düşmana aşılmaz bir engel ve bir uçurum olur. O toprak parçası hemen baş tacı edilir. Bunun en iyi örneği Türkmen şehri Kerkük ve Telafer. Bu cansız coğrafya, her karış toprağı şehit kanlarıyla sulanmış bir vatan olur. Şairin dediği gibi ‘' Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır."
Gerektiğinde vatanı savunmak için insanları severek ölüme götüren yüce duygulardan biri de Türkmenlerin topraklarına olan bağlı lığları dır. şehit olmak şerefi kadar kuvvetli bir unsur Türkmen toplumunda bulunmamaktadır,
Türkmen Şehitleri sayesinde bugün biz Türkmen eli bölgemizde hür yaşamaktayız. Yine onlar sayesinde üzerinde yaşadığımız toprak parçası Türkmenlerin vatanı olmuştur. Diğer yandan, atalarımızın binlerce yıldır bıraktığı camiler, hanlar, hamamlar, kervansaraylar, okullar, kışlalar, kütüphaneler, kapalı çarşılar ve çeşitli sanat eserleri, üzerinde yaşadığımız coğrafyayı vatan yapan abidelerdir.
Birlik, bütünlük, ortak ideal ve hedefler gerçekleşince insan toplulukları millet haline gelir. Kitle, kalabalık olmaktan çıkar. Nesiller mensup olduğu bir millete ve üzerinde yaşamakta iftihar ettiği bir vatana bir dile bir kültüre sahip olur.
Kader birliği, tarih birliği ve şuuru böylece doğar. Artık böyle bir milletin mensupları, kaderde, tasada ve kıvançta bir olurlar; birbirlerini seven, sayan, kolayca anlaşabilen, birlikte hareket edip başarabilen insanlar haline gelirler.
O halde, Türkmenlerin gücü ve kuvveti ve birlik beraberliği daha da iyi esaslara oturur.. Bilindiği gibi dil, din, tarih, kültür ve ülkü birliği, ahlakta, terbiyede, örf ve adetlerde ortak duygu ve hedefler, ortak davranışlar milleti oluşturur. Millet ile vatan, ruhla vücut gibidir. Dolaysıyla Aslında toprak sevgisi, o topraklar üzerinde yaşayan insanlara, tarihe ve tarihi kültüre beslenen sevgidir. Yoksa kupkuru bir toprak sevgisi değildir. Vatanı sevmek ve korumak, bize atalarımızın ve şehit edilen liderlerimizin emanetidir; ona ihanet edemeyiz, bu dinimizin de emridir. Vatan, millet, din ve namus yolunda çalışmak her Türkmen ferdine dini ve milli bir görevdir..
Görülüyor ki birliğimizi beraberliğimizi, onun bütünlüğünü korumak, kadın ve erkek her Türkmen'in , yüce bir milli görevdir.
milletin siyasi teşkilatlanmış şekli olmalı; yani milleti idare edenler, o milletin içinden çıkmalıdır. Böylece "Hakimiyet kayıtsız şartsız millettin" olmalıdır. Bu bakımdan milli birlik ve bütünlük daha kolay elde edilmiş olur.
Bunları neden yazıyorum? 7 mart 2010 tarihinde Irak genelinde yapılması ön görülen Irak Parlamento seçimleri yapılmaktadır, Saddam sonrası yapılan her iki genel seçimlerde, seçim sonuçlarını hepimiz çok iyi biliyoruz, her Türkmen'e iletilen seçim sonuçları ile ilgili sorular yüzümüzü lale gibi kızartmıştır. Ne kader seçim ihlali olmuşsa da, o kader de bizlerin ve Siyasi büyüklerimizin de rolü olmuştur.
Irak Siyasetinde ve dünya genelinde her şeye rağmen Irak Türkmenlerin Irak Toprak bütünlüğü ve Irak'ın parçalanmasına karşı büyük siyasi güçlere karşı engel olarak bütün Irak, Arap ve bölge ülkelerin üstün takdirini kazanmıştır.. Durum böyleyse artık Türkmenlerin tek ve son çaresi gelecek seçim de birlik ve beraberlik sağlamak, yurt içinde ve yurt dışında olan halkın üzerine düşen mili ve namus kader kutsal olan oy kullanma görevini yerine getirmek, milletimizin ortak çıkarının etrafında toplanması da önemli rol oynamaktadır. Mezhebi ve siyasi görüş ayrılığı olsa bile halkımızda, milli menfaati her şeyin üstünde tutarsak Milletimizin gerçek ve hak etiği Irak Parlamentosunda ki millet vekili sayısını kazanır.
Türkmenler Milli birlik ve beraberlik içerisinde hareket ederse, günümüzdeki toplumların kültür seviyesine de bakarsak.gayet açık bir şekilde görürüz ki; fesadın, kargaşanın ve iç çatışmaların yaşandığı toplum ve ülkeler, sosyal, siyasal, kültürel ve ekonomik açılardan geri kalmış toplumlardır. Bir diğer ifadeyle, birlik ve beraberlik içerisinde yaşandığı toplumlar bu tür sorunlar son derece az görülmektedir. Günümüzde batı toplumları, demokrasinin ve dolayısıyla da laikliğin ortak çıkarları olduğunu, bu çıkarın zedelenmesi durumunda toplumsal sarsıntıların yaşanacağını bilmekte ve ona göre davranmaktadırlar. Bu davranış biçimi de her toplumu sosyal, siyasal, kültürel ve ekonomik alanlarda başarıya ulaştırmıştır.
Bu asil millet, milli birlik ve beraberliğini ortaya çıkaracağı olumlu sonuçlar sonrası, tarihinin zenginliği ve geçmişi kadar önem taşımaktadır. Geçmişte Kurulan her altı Türkmen devletinden birisi , bu milli birlik ve beraberliğin en güzel örneklerinden birisidir....
Sözlerimi Affınıza sığınarak Riyazüs Salihin Tercümesi, C. II, s. 75)den alınan bir hadisi şerifle bitirmek istiyorum
((İlahi! Her kim milletin işinden bir vazifeye tayin olunur da onları sıkıntıya düşürürse, sen de onu sıkıntıya düşür; her kim milletin bir işine tayin olunur da onlara karşı yumuşak muamele ederse, sen de dünya ve ahi rette ona yumuşaklık göster.))
Ganim Authman ITC Almanya
|